ORHUN YAZITLARI VE MUSTAFA KEMAL

 

ORHUN YAZITLARI VE MUSTAFA KEMAL ÖMER ÜNAL  

 

      Göktürk Devleti’nin; tarihe, Türk ve dünya uygarlığına diktiği büyük bir kalıttır Orhun Yazıtları. Kimileri bakar da görmez o yazıtları. Yazıtlarda anlatılanlar bir ulusun isyan çığlığıdır, emperyalizme, sömürüye ve ulusuna düşman olmuş her şeye. Yüksek bir kültüre sahip olan Türk ulusunun edebiyatı da dili de çok güçlüdür. Tarihi ilmik ilmik işleyerek Türkçemizi o bengü taşlara kazıyan atalarımızın düşleriyle, 20. yüzyılın o sarışın, mavi gözlü liderin de düşleri aynıydı. Özgür ve bağımsız bir Türk ulusu. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 10. Yıl Nutku’nda işaret ettiği, Türklüğün unutulmuş büyük vasfı ve uygar yeteneği işte Göktürklerin sahip olduğu o kutlu güçte saklıdır. Kemal ATATÜRK’ ün en çok okumuş olduğu kitap türleri; dilbilim, askeri ve tarihi alanlardır. Okumuş olduğu kitaplar arasında o büyük eserimiz olan Orhun Yazıtları da bulunmaktadır. Bu konuda Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya, “Atatürk ve Türk Dili” başlıklı bir konferansında aynen şu ifadeleri kullanmıştır: “Ben Atatürk’ün okuduğu bazı kitapları inceledim. Atatürk, Vilhelm Thomsen’in Inscriptions de l’Orkhon (Orhun Yazıtları) adlı eserini okumuş. Birçok kelimenin altını mavi kalemle, kırmızı kalemle çizmiş, bazı kelimeleri yeniden tercüme etmiş, bazen soru işareti koymuş. Kısacası Atatürk millî pınardan su içmiş, ecdadımız Köl Tigin’in, Bilge Kağan’ın metinlerini orijinalinden okumuş. Atatürk kökümüzü, geçmişimizi bildiği için Batılıların yapmış olduğu yanlış tarih yorumları karşısında Türk Tarih Kurumu’nu kurduruyor.” Osmanlıcılığın , Türk ulusalcılığının önünde bir engel oluşturduğunu bilen Mustafa Kemal, Osmanlı zihniyetine ait olan birçok unsuru kabul etmemiştir. Hatta öyle ki Atatürk, ayyıldızlı bayrağı, Osmanlı'yı ve Arap dünyasını çağrıştırdığı gerekçesiyle değiştirmeyi düşünmüş ve bunu dönemin başbakanı Celal Bayar'a söylemiş. Yerine düşündüğü ise , Göktürkler'in bayrağıydı: Mavi fon üzerinde profilden görünen yeşil bir kurt... Atatürk'ün sağlığında yazılan tek biyografisi H.C.Amstrong'a aitti ve "Bozkurt" başlığını taşıyordu. Nazım Hikmet, Kurtuluş Savaşı Destanı'nda Mustafa Kemal'den söz ederken "Sarışın bir kurda benziyordu" diye yazmıştı. "Kurt", Türklük ile olduğu kadar onunla da özdeşleştirilmiş bir simgeydi adeta. Atatürk, bu bayrağın hem genç Cumhuriyet'in geçmişten kopuş çabasını engellediği kanısındaydı, hem de üzerindeki ayyıldızın ilk bakışta Arap dünyasını akla getirdiğine inanıyordu. Oysa o, yeni Türk devletine bir ulusal kimlik kazandırma çabasındaydı. Bu bayrakla o kimliği kanıtlamak mümkün değildi. Daha 1927'de Türkiye Cumhuriyeti'nin piyasaya çıkardığı 5 ve 10 liralık ilk banknotların üzerine, karlı dağlarda koşturan bir bozkurt resmi konmuştu. Atatürk 1930'da tarihçilere "Türk tarihinin ana hatları"nı yazdırmaya başladığında da istediği şey, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturduğunu, oysa ondan önce de Türklere ait pek şanlı bir geçmiş bulunduğunu kanıtlamaktı.Bu amaçla okullar için hazırlanan ders kitapları, bir bozkurt önderliğinde Orta Asya'dan çıkan Türkler'in dünyaya nasıl yayıldıklarını gösteren haritalarla doldurulmuştu. Atatürk, bu yolla halkına bir ulusal gurur ve tarihi özgüven aşılamak niyetindeydi.Bu eğilim, bütün dillerin Türkçe'den türediğini öne süren "Güneş Dil teorisi"ne kadar varacaktı. Bu büyük devrim niteliği taşıyan yenilikleri Atatürk’ ün Türkçülüğünün bir kanıtıydı. Atatürk’ün amacıysa elbetteki ulusal kültürümüzü yeniden bir güneş gibi gökyüzüne çıkartmaktı. Mustafa Kemal, Türk ulusuna Ergenekon gibi kutlu bir destan bırakmış Göktürkleri araştırma tutkusu içerisindeydi. Göktürklerle ilgili yazılmış tüm yabancı eserleri Türkçeye çeviriyor ya da çevirtiyor, büyük bir hızla bu kitapları okuyordu. Kendi kültürüne yaklaşmak, ecnebilerin dünyasından kurtulmak demekti. Çünkü Türk kültürü bize aitti ve kutlu Türk dili denizin içindeki bir inci gibiydi. Denize girilip çıkartılmayı bekliyordu adeta. İşte o inciyi oradan çıkartan ise büyük önder olmuştu. Peki ne yapılabilirdi peki bu konuda. Mustafa Kemal, o “insani yönüyle de” bize aitti. Orhun Yazıtları’nı okurken kimi zaman anlamını bilemediği bir sözcüğü dilbilimcilere soruyor, kimi zamansa masasının üzerini adeta işgal eden etimolojik sözlüklere sarılıyordu. İşte “Mustafa” Kemal, elindeki renkli kalemlerle geçmişin yüce değerleriyle 20. yy Türkiye’sini aydınlığa boyuyordu. Atatürk, taklit ettiğimiz tek varlığın Türklük olduğunu belirterek şu sözleri tarihi yapraklarına düşürüyordu: “ Biz sosyalist değiliz, biz liberalist değiliz, kimseye benzemiyor ve kendimizi kimseye benzetmiyoruz. Biz sadece ama sadece kendimize benziyoruz. En büyük övünç kaynağımız da budur.“ Batı hayranlarına tokat gibi inen bu sözüyle Kemal Atatürk, bizim kendimizi görmek için karşımıza tutacağımız şeyin bir tarih aynası olması gerektiğini söylüyordu. O aynada gördüklerini kendi yorum gücüyle ortaya koyan büyük lider, Onuncu yıl Nutku’nda ulusumuzun tehlikelere karşı uyanık olmasını öğütlüyor. Orhun Yazıtları’nda ise Türk ulusunun benliğini unutmaması ve birlik olması gerektiği düşmanın tatlı sözüne ve hediyelerine kanmaması gerektiği vurgulanıyor. Köktürk Yazıtları’nda dağılan Göktürkleri Bilge Kağan ve kardeşi Kültiğin tarafından, bir araya getirilişi ve Göktürk Devleti’nin yeniden kuruluşu anlatılmaktadır. Nutuk’ta ise ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük Türk Ulusu’nun, bağımsızlığını nasıl kazandığı; bilim ve tekniğin en son verilerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devletin nasıl kurulduğu anlatılır. Köktürk Yazıtları’nda yabancı yer adları hariç dil Öztürkçedir, anlaşılır ve yalındır. Aliterasyonlar vardır. Her iki yapıtta da devlet başkanları, Türk ulusuna hitap etmektedir. Hatta öyle yerler vardır ki Bilge Kağan ile Kemal Atatürk’ün söyleyişleri birbirine çok benzer. Orhun Abideleri’nin bir yerinde : “ Ey Türk, pişman ol ve kendine dön!” denmektedir. Bu sözü okuyunca hemen Mustafa Kemal’in : “ Ey Türk titre ve kendine gel!” sözü gelir aklımıza. Nutuk Atatürk tarafından tüm Türk ulusuna, yazıtlar ise Bilge Kağan, Tonyukuk ve Kül-Tigin’in sözleriyle Yoluğ Tiğin tarafından Göktürk halkına yazılmıştır. Bugün Orhun Yazıtları’nı okuduğumuzda karşımıza çıkan manzara, başucumuzdaki Nutuk’un sayfalarında dolaşan hava ile aynıdır. Türk ulusu bu sese kulak ver, Orhun’dan gelen ses Ankara’da yankılanırken şimdi nasıl olur da kulağını kapatabilirsin?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !